Toplumsal ciNSİyet temelli yasalar, SÖzleşmeler, YÖnetmelikler (kasim 2019) İhd merkezi kadin komisyonu


Hedefler, Tanımlar, Eşitlik, Ayrımcılık Yapmama, Genel Yükümlülükler



Indir 0.93 Mb.
Sayfa209/503
Tarih10.02.2022
Büyüklüğü0.93 Mb.
#23
1   ...   205   206   207   208   209   210   211   212   ...   503
Hedefler, Tanımlar, Eşitlik, Ayrımcılık Yapmama, Genel Yükümlülükler.



  1. İstanbul Sözleşmesi’nin Genel İlkeleri




    1. İstanbul Sözleşmesi’nin I. Bölümü’nde, II. ila VII. Bölümler arasındaki tüm maddeler için geçerli olan genel ilkelere yer verilmektedir. Bu ilkelerden bazıları, hem kamusal hem özel alanda şiddetten uzak bir yaşam sürdürmenin, başta kadınlar olmak üzere herkes için temel bir insan hakkı olduğu; Sözleşme’nin herhangi bir temelde ayrımcılık yapılmadan uygulanması gerektiği ve kesişimsel (çoklu) ayrımcılık potansiyelinin ve etkilerinin dikkate alınması gerektiğidir. Sözleşme’nin “bel kemiğini” oluşturan bir diğer ilke ise, Madde 6’da belirtilen ve tarafların, toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar geliştirmelerini ve uygulamalarını ve sadece Sözleşme’nin uygulanmasına yönelik tedbirler geliştirirken değil, bu tedbirlerin etkilerini değerlendirirken de toplumsal cinsiyet bakış açısının benimsenmesini gerektiren ilkedir. 1. Bölüm ’deki genel yükümlülüklerin bir parçası olan Madde 6, Sözleşme’nin tüm diğer maddeleri için de geçerlidir.


  1. Temel haklar, eşitlik, ayrımcılık yapmama (Madde 4)




    1. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık yapmama




    1. Son yıllarda Türkiye’de kadın erkek eşitliğinin geliştirilmesi için ciddi hukuki ilerleme kaydedilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. Maddesi’nde teminat altına alınan yasalar önünde eşitlik, ilk önce 2004 yılındaki değişiklikle Devlete, sadece yasal (de jure) eşitliği değil fiili (de facto) eşitliği de sağlama yükümlülüğü verilmiştir. 2010 yılında gerçekleştirilen bir başka değişiklik ile, toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen pozitif ayrımcılık tedbirleri getirilerek eşitlik ilkesi daha da güçlendirilmiştir. Şu anda Anayasa’nın2 ilgili hükümleri şöyledir: “[fıkra 1] Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. [fıkra 2] Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz”.




    1. Türkiye’de kadın hareketlerinin yoğun çabaları sonucunda 2002 yılında yürürlüğe giren revize edilmiş Medeni Kanun, toplumsal cinsiyet eşitliğine net biçimde vurgu yapmaktadır. Medeni Kanun, evlilik kurumunda erkek üstünlüğü ilkesini kaldırmış ve kadın ve erkeklere eşit haklar tanımıştır. Benzer şekilde, evlilik kurumunu “eşlerin eşitliğine dayanan” ve eşlerin, ailevi konulara dair alınan kararlarda eşit katılımına dayanan bir birliktelik olarak revize etmiştir. Ayrıca, önceden erkekler için 17 ve kadınlar için 15 olan yasal evlilik yaşını her iki cinsiyet için de 18’e (ebeveynlerin rızası ile 17) yükseltmiştir.




    1. Medeni Kanun’un revize edilmesinin ardından kadın hareketi, ceza yasasının, toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla reforme edilmesi için kampanya yürütmüştür. Kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği açısından en kayda değer ilerlemeler, Ceza Kanunu’nda 2004 yılında yapılan değişikliklerdir. Bu değişiklikler, kadınların bedenleri ve cinsellikleri üzerinde haklarının tanınması sonucunda cinsel suçların, toplum, aile veya kamu ahlakına yönelik suçlar yerine bireye yönelik suçlar olarak tanımlanması; evlilik içi tecavüzün suç sayılması; cinsel suçlar için daha sert cezalar; namus kisvesi altında işlenen cinayetler için ceza indiriminin yasaklanması ve failin, mağdurla evlenmesi halinde tecavüz ve kaçırmanın mazur görüldüğü hükümlerin çıkarılmasıdır. Bu dönemde 4857 sayılı İş Kanunu’nda 2003 yılında yapılan değişikliklerle ciddi bir ilerleme kaydedilerek işverenin, sadece çalışanın cinsiyetinden dolayı daha düşük ücret vermesi halinde işverene yaptırımlar getirilmiştir. Ayrıca, cinsiyet, medeni hal, aile sorumlulukları, gebelik ve doğumun, kadının istihdamının sonlandırılması için haklı gerekçeler oluşturmadığı hükme bağlanmıştır.




2Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. Maddesi’nin 1. ve 2. Fıkraları.


    1. Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesine yönelik yoğun olumlu yasal değişikliklerin yaşandığı bu dönemde yetkili makamlar tarafından kadının sosyal, ekonomik ve insan haklarını destekleyen çeşitli politika ve tedbirler geliştirilmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) ve önceki kurum himayesinde bir tane toplumsal cinsiyet eşitliği ulusal eylem planı ve art arda üç tane kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve mücadele edilmesine ilişkin ulusal eylem planı hazırlanmıştır. Mevcut durumda, Türkiye’nin 10. Kalkınma Planı’nda eğitim, sağlık, şiddet, istihdam ve karar alma ve siyasete katılım alanlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen politikalara dair özel bir bölüm yer almaktadır. Uygulanmakta olan 2014-2023 Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında 2017-19 dönemini kapsayan bir Eylem Planı, kadınların işgücüne katılımını arttırmayı hedefleyen birçok tedbir içermektedir. Kadınların haklarından erkeklerle eşit koşullarda yararlanmasını sağlamak amacıyla 2018-23 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı başlatılmıştır.3 GREVIO, yetkililerin bu alanlardaki mevcut çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır. Kayda değer ve kalıcı değişimin sağlanabilmesi için bu çabaların sürdürülmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir.



    1. Bu çabaların, okuma yazma bilmeme oranlarında4 cinsiyet uçurumunu azaltma konusunda somut sonuçlar doğurduğunu gösteren rakamlar olsa da kadınların istihdam oranı, toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkları ve kadınların siyasete katılımı gibi alanlarda hala ciddi yol alınması gerekmektedir. Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan 2017 Küresel Cinsiyete Dayalı Ücret Farkı Raporu’nda, Türkiye, genel olarak 144 ülke arasında 131. sırada ve kadının ekonomik katılımı konusunda ise 128. sırada yer almaktadır5.



    1. GREVIO, kadın erkek eşitsizliğinin, kadına yönelik şiddetin bir sonucu olduğu gibi nedeni olduğunu da hatırlatır. Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın, Türkiye’de kadınların eğitim ve istihdama erişiminin önündeki en önemli engellerden biri olduğuna dikkat çeker. Yapılan bir araştırmaya göre, hemen hemen her üç kadından birinin eğitime devam etmesine engel olunmuştur ve 15 yaşından sonra, on kadından birinin işgücüne katılımına engel olunmuş veya kadın, işini bırakmaya zorlanmıştır6. GREVIO, bu gerçeğin, uygulanmakta olan Türkiye Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı’nda dikkate alınmasından memnuniyet duymaktadır. Ulusal Eylem Planı, kadınların çalışmasının engellenmesinin veya işten ayrılmaya zorlanmalarının, bir tür ekonomik şiddet olduğunu belirtilmektedir.



    1. GREVIO ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm ana plan ve politikalara yerleştirilmesi için tarafların, uyguladıkları politikaların, kadın erkek eşitliği ve kadına yönelik şiddet üzerindeki muhtemel etkilerini dikkatle değerlendirmeleri gerektiğini hatırlatır. GREVIO, Türkiye’deki yakın zamanlı bazı politikaların, bu kriter temelinde gözden geçirilmediğinden ve bu nedenle, daha fazla de facto eşitsizlik ve kadınların şiddete daha fazla maruz kalması bakımından istenmeyen sonuçlar doğurabileceğinden endişe duymaktadır. Bu politikalardan biri, 4+4+4 şeklinde tanımlanan yeni eğitim sistemidir; bu sistem, velilerin onay vermesi şartıyla öğrencilerin 12 yaşından itibaren evde eğitimi tercih etmelerine veya eğitimlerine, imam hatip okullarında devam etmelerine imkan vermektedir. GREVIO, bu reformun, zorunlu eğitimin 8 yıldan 12 yıla çıkartılması bakımından artısını kabul etmekle birlikte CEDAW’ın evde ve din temelli eğitimin, kız çocuklarının eş ve anne olarak geleneksel rollerini pekiştirebileceği ve bu nedenle kız çocukları üzerinde özellikle olumsuz etkileri olabileceği endişesini paylaşmaktadır. Yetkili makamların, kız çocukları ve kadınlar açısından istenmeyen zararlı etkilerini ortadan kaldırmak üzere yakından izlemesi gereken diğer politikalar, raporun ilerleyen bölümlerinde incelenmektedir.



    1. GREVIO, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesine göre, Türkiye tarafından onaylanan uluslararası antlaşmaların ulusal hukukun ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu ve





3 GREVIO, Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı inceleyecek durumda olmamıştır çünkü söz konusu belgeler GREVIO’nun değerlendirme sürecince sonlandırılmamıştır.
4 Yetkili makamlar tarafından değerlendirme prosedürü boyunca sağlanan zengin veriler, diğerlerinin yanı sıra, 2010 yılında kadınlar
arasında %9.4 olan okuma yazma bilmeme oranının 2016 yılında %5.8’e düştüğünü göstermektedir.
5 Bakınız http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2017.pdf.
6 Bkz. Hacettepe Üniversitesi ve Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından, ASPB’nin desteğiyle gerçekleştirilen 2014 tarihli Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması,s.344(bundan böyle “2014 tarihli aile içi şiddet araştırması” olarak anılacaktır”). www.hips.hacettepe.edu.tr/eng/violence2014.shtml.
usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alındığı önemli gerçeğini memnuniyetle karşılamaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılan ve İstanbul Sözleşmesi hükümlerine doğrudan atıfta bulunulan veya hükümlerin uygulandığı başvurular dahil, mahkeme davalarına dair veri eksikliği dikkate alındığında,
GREVIO, genel olarak toplumda ve özellikle kadınlar arasında Sözleşme hakkında bir farkındalık eksikliği olduğu ve yargının, Sözleşme’nin hükümlerine dair yeterli bilgi sahibi olmadığını gözlemlemiştir7.


    1. Kadın erkek eşitliğinin yasal (de jure) ve fiili (de facto) olarak gerçekleştirilmesinin kadına yönelik şiddetin önlenmesinde temel unsur olduğu göz önünde bulundurularak, GREVIO, Türk yetkili makamlarına aşağıdakileri ısrarla tavsiye eder:



      1. Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinin uygulamada gerçekleşmesini ve kadınlara ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlayan politika ve tedbirler geliştirilmesine ve politika ve tedbirlerin ciddi anlamda güçlendirilmesine devam edilmesi;


      2. Katalog: wp-content -> uploads -> 2019
        uploads -> Cannes 2015 en iYİ YÖnetmen öDÜLÜ sahiBİ tayvan’IN en iYİ yabanci film oscar adayi the assassin – suikastçI
        uploads -> Locke vizyon Tarihi: 13 Haziran 2014 Yönetmen: Steven Knight Oyuncular: Tom Hardy, Olivia Colman, Ruth Wilson Yapımcı: Paul Webster, Guy Heeley Senaryo: Steven
        uploads -> Her kiz çocuğu bu öYKÜYÜ Bİlmeli, her erkek çocuğu bu öYKÜYÜ kalbine kazimali
        uploads -> T. C. BİLeciK Şeyh edebali ÜNİversitesi MÜhendiSLİk faküLtesi BİLGİsayar mühendiSLİĞİ BÖLÜMÜ
        uploads -> Eed tesislerinin Hava ve Su Emisyonlarının İzlenmesine İlişkin oam referans Raporu Endüstriyel Emisyonlar Direktifi 2010/75/eu
        uploads -> İnsan Hakları Yüksek Komiseri ile Sanal Gayriresmî Görüşme Birleşmiş Milletler’in covid-19 Müdahalesi Hakkında stk’lardan Ortak Açıklama

        Indir 0.93 Mb.

        Arkadaşlarınla ​​paylaş:
1   ...   205   206   207   208   209   210   211   212   ...   503




Veritabanı telif hakkı ile korunan ©dosyalar.org 2022
mesaj gönder

    Ana sayfa