Toplumsal ciNSİyet temelli yasalar, SÖzleşmeler, YÖnetmelikler (kasim 2019) İhd merkezi kadin komisyonu


Komite Önünde Kabul Edilebilirlik ile İlgili Meseleler ve Görüşmeler



Indir 0.93 Mb.
Sayfa147/503
Tarih10.02.2022
Büyüklüğü0.93 Mb.
#23
1   ...   143   144   145   146   147   148   149   150   ...   503
Komite Önünde Kabul Edilebilirlik ile İlgili Meseleler ve Görüşmeler
7.1. Komite, İçtüzüğün 64. kuralı uyarınca başvurunun İhtiyari Protokol kapsamında kabul edilebilir yahut kabul edilemez nitelikte olduğuna karar verir.
7.2. Komite, İçtüzüğün 66. kuralı, başvurunun kabul edilebilirliği ve esası konularını ayrı ayrı değerlendirip karar verebilir.
7.3. Komite, Taraf Devlet’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer bir davayı daha önce incelemiş olması nedeniyle, başvurunun İhtiyari Protokol’ün 4. maddesi 2. fıkrası (a) bendi kapsamında kabul edilemez olarak nitelenmesi gerektiği yönündeki iddialarını dile getirmektedir. Başvuru sahibi, şikâyetini başka bir uluslararası organ önüne götürmediği yönünde Komite’yi temin etmekte ve Leyla Şahin – Türkiye davası ile kendi şikâyeti arasındaki ayrımlara dikkat çekmektedir. İnsan Hakları Komitesi, önceki içtihatlarında, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye ek İhtiyari Protokol kapsamında yapılan bir başvurunun başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm usulü kapsamında incelenmekte olan bir başvuru ile aynı meseleyi teşkil edip etmediği yönünde karar verirken göz önünde tuttuğu unsurlardan bir tanesinin de başvuru sahibinin kimliği olduğunu dile getirmiştir. Fanali / İtalya (başvuru no: 075/1980) kararında İnsan Hakları Komitesi şu kanaate varmıştır:
“İhtiyari Protokol’ün 5. maddesi 2. fıkrası (a) bendi kapsamı dahilinde ‘aynı mesele’ kavramı, aynı kişiyle ilgili, o kişi veya diğer uluslararası organ huzurunda onun adına hareket eden bir başkası tarafından sunulmuş aynı iddiayı içerir şeklinde anlaşılmalıdır.”
Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, incelemekte olduğu başvurunun Sözleşme’ye ek İhtiyari Protokol’ün 4. maddesi 2. fıkrası (a) bendi kapsamında kabul edilemez nitelikte bulunmadığına kanaat getirmektedir; zira başvuru sahibi Taraf Devlet’in atıfta bulunduğu kadın olan Leyla Şahin’den farklı bir kişidir.
7.4. Komite, İhtiyari Protokol’ün 4. maddesi 2. fıkrası (e) bendi uyarınca, başvurunun konusunu oluşturan olguların Protokol’ün Taraf Devlet açısından yürürlüğe girme tarihinden önce meydana gelmiş olması halinde –bahsi geçen olgular yürürlük tarihinden sonra da devam etmediği müddetçe– söz konusu başvuruyu kabul edilemez olarak niteler. Komite, bu hükmü değerlendirirken, Taraf Devlet’in savına göre esas alınması gereken tarihin, başvuru sahibinin öğretmenlikten ihraç edildiği 9 Haziran 2000 tarihi olduğunu belirtmektedir. Bu tarih, İhtiyari Protokol’ün Türkiye açısından yürürlüğe girdiği 29 Ocak 2003 tarihinin öncesine denk düşmektedir. Komite, meslekten ihracının neticesi olarak başvuru sahibinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi E fıkrası (a) bendi uyarınca devlet memuru statüsünü kaybetmiş olduğunu belirtmektedir. Bu statüsünü kaybetmesinin etkileri de –geçim kay-nağını büyük bir oranda kaybetmesi, emeklilik hakkı için yapılan kesintileri, maaş ve gelir faizini, eğitim yardımını ve sağlık sigortasını kaybetmiş olması– dava konusudur. Bu nedenledir ki Komite, olguların İhtiyari Protokol’ün Taraf Devlet açısından yürürlüğe girdiği tarih sonrasında da devam ettiğine kanaat getirmekte ve başvurunun zaman bakımından (ratione temporis) kabul edilebilirliğini doğrulamaktadır.
7.5. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne ek İhtiyari Protokol’ün 4. maddesinin 1. fıkrası (iç hukuk yolları kuralı), Komite’yi, “iç hukuk yollarının makul olmayan sürede uzadığı ve etkili sonuç verme ihtimalinin olmadığı durumlar dışında mevcut iç hukuk yollarının tüketilmiş olduğunu” tespit etmeden bir başvuruyu kabul edilebilir ilan etmekten alıkoymaktadır. İç hukuk yolları kuralı, Taraf Devletlerin Sözleşme’de sayılan haklardan birine yönelik bir ihlali, Komite’nin değerlendirmesine sunulmazdan önce kendi hukuk sistemleri aracılığıyla giderme fırsatına sahip olmalarını güvence altına almalıdır. Başvuru sahiplerinin, bir şikâyetin yetkili yerel makamlar huzurunda ileri sürmedikleri esasını Komite huzuruna getirmeleri halinde bu kural boş bir kural haline gelecektir. İnsan Hakları Komitesi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye ek İhtiyari Protokol kapsamında sunulan başvuruların sahipleri açısından da bu şartı aramaktadır.15
7.6. Komite, başvuru sahibinin öne sürdüğü ilk itirazın, Temmuz 1994’te öğret-menlik yapmakta olduğu okulda baş örtüsü takmasından ötürü aldığı uyarı ve maaş kesintisi cezasına ilişkin olduğunu belirtmektedir. Başvuru sahibi, mahkemeye sundu- ğu dilekçesinde, yaptığı kural ihlali karşısında kendisine verilmesi gereken cezanın uyarı olması gerektiğini, “daha ağır bir cezalandırma” gerekmediğini beyan ettiğini ifade etmiştir. Bu dilekçesinde başvuru sahibi, cinsiyet ayrımcılığı meselesini dile getirmemiştir. Başvuru sahibinin cezası 4455 sayılı Af Yasası’ndan yararlanarak affedilmiştir. Başvuru sahibinin cinsiyet ayrımcılığı meselesini dile getirebilmesi için diğer bir fırsat, Şubat 2000 tarihinde, sınıfa başı kapalı bir şekilde girdiği ve “ideolojik ve siyasi amaçlarla kurumun huzur, sükûn, çalışma düzenini bozduğu” iddiasıyla hakkında başlatılan soruşturma ile ilgili olarak kendisini savunurken çıkmıştır. Başvuru sahibi savunmasında siyasi ve ideolojik meselelere odaklanmıştır. Kurumun huzur ve sükûnunu ne zaman ve nasıl bozduğunu kanıtlamasını isteyerek Milli Eğitim Bakanlığı’nın iddialarına itiraz etmiştir. Başvuru sahibinin avukatı Üst Disiplin Kurulu huzurunda yaptığı savunmada maddi hata iddiasını dile getirmiştir. Başvuru sahibinin avukatı ayrıca, başvuru sahibine ceza verilecek olması durumunda çalışma, din, vicdan, düşünce ve seçme özgürlük-lerinin, ayrımcılık yasağının ve kişi dokunulmazlığının, kişinin kendisini fiziksel ve ruhsal olarak geliştirme hakkının ve ulusal ve uluslararası hukuk ilkelerinin tümden ihlal edilmiş olacağını ileri sürmüştür. Başvuru sahibi, devlet memurluğundan çıkarılma ka-rarına karşı 23 Ekim 2000 tarihinde Erzurum İdare Mahkemesi’ne dava açtığında, id-dialarını dokuz temele dayandırmıştır; ancak bu temeller arasında cinsiyet ayrımcılığı bulunmamaktadır. 15 Mayıs 2001 tarihinde başvuru sahibi Erzurum İdare Mahkemesi’nin kararına karşı Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunmuş ve bu başvurusunda da cinsiyet ayrımcılığı iddiasını dile getirmemiştir. 9 Nisan 2003 tarihinde başvuru sahibi aleyhindeki nihai karara hükmedilmiştir. Komite, başvuru sahibinin da-ha başka bir iç hukuk yoluna başvurmadığını ifade etmektedir.
7.7. Başvuru sahibinin Komite’ye ilettiği şikâyetin temel noktasını, yerel makamlar huzurunda dile getirmiş olduğu şikâyetlerin aksine, Taraf Devlet’in başvuru sahibini kadınlara özgü bir kıyafet parçası olan baş örtüsü takması yüzünden meslekten ve devlet memurluğundan ihraç etmesi nedeniyle Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edilmesi sonucu kendisinin mağdur olduğu iddiası oluşturmaktadır. Bu ihraç kararı neticesinde Taraf Devlet’in, başvuru sahibinin çalışma ve başkalarıyla eşit iş fırsatlarından yararlanma haklarının yanı sıra, terfi, iş güvenliği, emeklilik ve eşit muamele görme haklarını da ihlal ettiği ileri sürülmektedir. Bu durumda Komite’nin önünde, başvuru sahibinin başvuruyu Komite’ye iletmeden önce başvurduğu idari organlar huzurunda cinsiyet ayrımcılığı meselesini içeren tezlerini esas bakımından ve Türkiye’deki usuli gereklere uygun olarak dile getirmesi gerektiği kanaatine varmaktan başka bir olasılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla Komite, iç hukuk yollarının başvuru sahibinin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 11. maddesiyle ilintili iddialarına ilişkin olarak kabul edilebilirlik amaçları doğrultusunda tüketilmemiş olduğu sonucuna varmaktadır.
7.8. Komite, Taraf Devlet’in başvuru sahibinin başvurabileceği başka hukuk yol-ları da bulunduğunu –gözden geçirme (“tashihi karar”); Türk Anayasası’nın 74. mad desi kapsamında şikâyet usulü ve Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik kapsamındaki usul– dile getirdiğini belirtmektedir. Ancak Komite, bu hukuk yollarının kullanılması sonucu makul sınırlar çerçevesinde ulaşılması beklenen tazmin biçimiyle ilgili kendisine sunulan bilginin, bu yolların İhtiyari Protokol’ün 4. maddesi 1. fıkrası bağlamındaki etkililiği konusunda bir karara varmak için yeterince net olmadığına kanaat getirmektedir. Her halükârda Komite, buna ilişkin bir tespitte bulunmanın yahut başvurunun başka bir gerekçeyle kabul edilemez olup olmadığını değerlendirmenin gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.
7.9. Bu nedenle Komite:


    • a. Başvurunun, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle İhtiyari Protokol’ün 4. maddesi 1. fıkrası kapsamında kabul edilemez nitelikte bulunduğuna;

    • b. Kararın Taraf Devlet’e ve başvuru sahibine tebliğ edilmesine

karar vermiştir.

………………………………………………………………….


  1. Bkz. örneğin Antonio Parra Corral – İspanya (Başvuru No. 1356/2005), paragraf 4.2.


Katalog: wp-content -> uploads -> 2019
uploads -> Cannes 2015 en iYİ YÖnetmen öDÜLÜ sahiBİ tayvan’IN en iYİ yabanci film oscar adayi the assassin – suikastçI
uploads -> Locke vizyon Tarihi: 13 Haziran 2014 Yönetmen: Steven Knight Oyuncular: Tom Hardy, Olivia Colman, Ruth Wilson Yapımcı: Paul Webster, Guy Heeley Senaryo: Steven
uploads -> Her kiz çocuğu bu öYKÜYÜ Bİlmeli, her erkek çocuğu bu öYKÜYÜ kalbine kazimali
uploads -> T. C. BİLeciK Şeyh edebali ÜNİversitesi MÜhendiSLİk faküLtesi BİLGİsayar mühendiSLİĞİ BÖLÜMÜ
uploads -> Eed tesislerinin Hava ve Su Emisyonlarının İzlenmesine İlişkin oam referans Raporu Endüstriyel Emisyonlar Direktifi 2010/75/eu
uploads -> İnsan Hakları Yüksek Komiseri ile Sanal Gayriresmî Görüşme Birleşmiş Milletler’in covid-19 Müdahalesi Hakkında stk’lardan Ortak Açıklama

Indir 0.93 Mb.

Arkadaşlarınla ​​paylaş:
1   ...   143   144   145   146   147   148   149   150   ...   503




Veritabanı telif hakkı ile korunan ©dosyalar.org 2022
mesaj gönder

    Ana sayfa