KraliÇe konu prenses Diana’nın ölümünü takip eden günlerde Kraliçe Elizabeth’in ve Kraliyet Ailesinin içinde bulunduğu karışıklığı anlatan bilgilendirici, samimi ve ilginç bir film. Kisa özet



Indir 228.5 Kb.
Sayfa1/28
Tarih09.02.2022
Büyüklüğü228.5 Kb.
#10
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   28

BİR STEPHEN FREARS FİLMİ
THE QUEEN
KRALİÇE

6 Dalda Oscar Adayı
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Orijinal Senaryo
En İyi Kostüm
En İyi Orijinal Müzik

Gösterim Tarihi: 23 Şubat 2007


Dağıtım: Bir Film
İthalat: Tiglon Film
KRALİÇE


KONU

Prenses Diana’nın ölümünü takip eden günlerde Kraliçe 2. Elizabeth’in ve Kraliyet Ailesinin içinde bulunduğu karışıklığı anlatan bilgilendirici, samimi ve ilginç bir film.




KISA ÖZET

İngiliz halkı dünyanın şüphesiz en ünlü kadını olan Prenses Diana’nın ölüm haberiyle şok olup inanmayınca, halkın trajediye gösterdiği tepkiyi anlayamayan Majesteleri Kraliçe 2. Elizabeth ailesiyle birlikte Balmoral Şatosunun duvarları ardına çekilir. Yeni seçilen popüler Başbakan Tony Blair’e göre halkın yatışmaya ve liderlerinden destek görmeye ihtiyaç duyduğu açıktır.


Benzeri görülmemiş duygu seli güçlenirken, Blair Kraliçeyi İngiliz halkıyla tekrar birleştirmenin bir yolunu bulmalıdır.




ÖZET

1 Eylül, 1997. Dünya, İngiltere tahtı varisinin eski karısı ve dünyanın en ünlü kadını olan Prenses Diana’nın bir araba kazasında öldüğü haberiyle uyanır. Bu olay tüm dünya halklarını şok etmiştir. Ertesi gün Buckhingham Sarayının önü, genç prenses için gelen çiçeklerle dolar.


Ancak, Buckingham Sarayı boştur. İskoçya’daki Balmoral Şatosuna yerleşmiş olan Kraliyet Ailesi, trajediye verdiği tepkide hala duygusuzdur. Onlar bir gelenekler dünyasında yaşamaktadır; en önemli şey protokoldür ve duyguların ulu orta belli edilmesi hoş karşılanmaz. Aile gizlice yas tutmakta, Prensesin küçük oğulları William ve Harry İskoçya’daki evlerinde medyanın doymak bilmez merakından korunmaktadır. Kraliçe bunun özel bir mesele olması gerektiğini uygun görür. Diana artık Kraliyet Ailesinin üyesi olmadığından bu bir devlet meselesi değildir. Diana’nın ailesi bile özel bir cenaze töreni yapılmasını istemiştir. Haberin derinden sarstığı Prens Charles eski karısının cenazesini ülkeye getirmek için Paris’e gider.


Kraliçe ve ailesi Balmoral’ın duvarları ardına çekilmiş olsa da bu olay Tony Blair’in uluslararası bir siyaset adamı olarak sahneye çıkmasını sağlayacaktır. Mayıs ayında oyların çoğunu alarak zafere ulaşan İşçi partisinin 3 aylık çiçeği burnunda Başbakanı, İngiliz halkında bir şeylerin değiştiğini hisseder. O ünlü resmi ve soğukkanlı İngiliz imajı kaybolmuş gibidir. Onun yerini ölen Prenses için İngiltere’de daha önce görülmemiş büyüklükte bir duygu seli almıştır. Sanki bütün ulus bir kızkardeşi, bir anayı, bir kızı kaybetmiştir. Öldüğü açıklandığı gün televizyondan yayınlanan basın toplantısında Blair’in dediği gibi O, “Halkın Prensesi” dir.


Bu sözler Balmoral sakinlerini pek etkilemez. Blair, insanların “acıyı paylaşmalarına” imkan vereceğini söyleyerek halka açık bir cenaze töreninin daha uygun olacağını iddia edince Kraliçe kızar. Bu fikir onu ürkütmektedir. Blair’e bunun bir panayır atraksiyonu değil ailevi bir cenaze töreni olduğunu hatırlatır.


Pazartesi günü Buckhingham Sarayı önündeki çiçek yığını neredeyse 1 metre yüksekliğe ulaşmıştır. Blair’in sağ kolu Alistair Campbell, Blair sempatik hareketleriyle popülarite kazanırken Kraliçenin halkın ruh halini anlayamaması fikrinden keyif almaktadır. Ve “Blair Monarşiyi kendisinden kurtarıyor” manşetlerini görür gibidir. Ancak Başbakan elinde olmadan sadakat acısı çekmektedir. Bu arada, basının olayda kendi sorumluluğunu kabul etmeyerek baş suçlu ilan ettiği Kraliyet ailesinden uzak durmak isteyen Charles, Blair’e tam destek vermektedir.


Kraliçeye, Kraliçe Ana’ya dayalı halka açık bir cenaze töreni yapılması planlandığı söylenir. Üstelik bu törene gelininin yaşarken sık sık görüştüğü bir dizi ünlü de katılacaktır. Bu Kraliçenin otoritesine karşı bir darbedir. Ancak tek darbe bu olmayacaktır: Halkın Diana için tuttuğu yasa uyum sağlamak için daha çok ödün verilmelidir. Çünkü Balmoral’a sövgü dolu telefonlar yağdıran halk, aileye gittikçe daha çok öfke kusmaktadır. Kraliçeye göre sanki Prenses öldükten sonra daha çok başbelası olmuştur. Bütün bu olaylar İngiliz halkının Kraliçenin “olamaz” diye düşündüğü bir yanını gözler önüne sermiştir. Kraliçe durumu anlamakta zorlanmaktadır. Halkın duygularına teslim olmasındaki bu isteklilik, sıkıntılı günlerde zayıf karakteriyle Kraliçe’nin sabrını zorlamaya başlayan oğlu Charles’a da bulaşmıştır. Fakat Kraliçe en azından Balmoral’ı çevreleyen güzelim İskoç kırlarının ortasında sadık köpeklerinin eşiliğinde rahat nefes alabilmektedir; hiç değilse burası anladığı ve içinde kendisini rahat hissettiği bir dünyadır.


Cenaze hazırlıkları başladığında Londra’ya Salı gününe kadar 2 milyondan fazla insanın gelmesi beklenirken, yeni bir protokol sorunu ortaya çıkar. Basında Buckhingham Sarayının bayrak direğiyle ilgili homurdanmalar başlamıştır. Yarı göndere çekilmiş bir bayrak yoktur. Blair protokol ihlali olacaksa bile bayrak çekilmesini önerir. Bu sonradan görme Başbakanın önerisi ve Charles’ın zayıf iradesiyle bunu kabul etmesi, Balmoral’daki Kraliçenin ve Prens Philip’in hayal kırıklığını daha da artırır.


Çarşamba günü basın aileye daha şiddetli saldırır. Bulvar gazetelerinden biri “Windsor Evinde de bir kalbin attığını gösterin!” diye bağırır; “eskileri değiştirme vakti!” der bir diğeri. Kraliyet evindeki baskı yavaş yavaş kendisini göstermeye başlamıştır, üstelik bu baskı sadece personel üzerinde değildir. Kırda gezintiye çıkan Kraliçe’nin arabası bozulunca, Kraliçe birdenbire öfkeden, hayal kırıklığından ve üzüntüden yıkılır.


Reform değneğini eline alması için yardımcılarının yanısıra karısının da teşvik ettiği Blair, Kraliçe’den Londra’ya gelip halkın önüne çıkmasını ve onların “acısını paylaşmasını” ister. Kraliçe medyanın baskısını tatmin etmeye yanaşmaz: ona göre halkın histerisi yakında sona erecek ve halk bu trajediye daha onurlu bir İngiliz yaklaşımıyla bakacaktır. Ama görünüşe bakılırsa İngilizler artık eskisi gibi değildir ve Kraliçe halktan yavaş yavaş koptuğunu fark etmeye başlar.


Perşembe sabahı iyi ve kötü haberleri birlikte getirir: iyi haber Blair’in popülaritesinin artması ve Churchill’den daha çok sevilmesidir. Kötü haberse Kraliçeyi davranışı nedeniyle eleştiren gazete manşetleridir. Monarşi sempatisi bilinen Blair bunu kaldıramaz. Cenaze günü yaklaşırken Blair, basınla halkı memnun edecek ve anayasa krizini önleyecek bir hareket planını izlemesi için Kraliçeye ısrar eder.






Indir 228.5 Kb.

Arkadaşlarınla ​​paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   28




Veritabanı telif hakkı ile korunan ©dosyalar.org 2022
mesaj gönder

    Ana sayfa