İnsan Hakları Yüksek Komiseri ile Sanal Gayriresmî Görüşme Birleşmiş Milletler’in covid-19 Müdahalesi Hakkında stk’lardan Ortak Açıklama



Indir 31.37 Kb.
Sayfa1/3
Tarih02.03.2022
Büyüklüğü31.37 Kb.
#61
  1   2   3

BM İnsan Hakları Konseyi
İnsan Hakları Yüksek Komiseri ile Sanal Gayriresmî Görüşme
Birleşmiş Milletler’in COVID-19 Müdahalesi Hakkında STK’lardan Ortak Açıklama

9 Nisan 2020



COVID-19 krizi, bütün insanların insan haklarının nasıl karşılıklı bağımlı ve bağlantılı olduğunu ve sivil topluma bu hakları geliştirme ve korumanın yanısıra ihlal hâlinde sorumluların bulunması için güvenli ve teşvik edici bir ortam sağlanmasının evrensel bir taahhüt ve mesele olması gerektiğini etkili bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu bilgilendirme toplantısının düzenlenmesine öncülük ettikleri için Yüksek Komiser ile İnsan Hakları Konseyi Başkanına teşekkür ediyoruz. Bu toplantının iyi uygulamaları paylaşmak, hak ihlallerini dile getirmek ve bir tartışma platformu sağlamaya yönelik pek çok fırsattan ilki olduğunu umuyoruz. Resmi oturumlar askıya alınmışken bu gibi toplantılar Konsey için son derece ihtiyaç duyulan düzenli faaliyetlerdendir.
İnsan hakları Birleşmiş Milletler’in herkesi kapsayan sorumluluğunun merkezinde olmalıdır. Bu kriz BM Genel Sekreteri’nin insan hakları konusundaki Eylem Çağrısı’nın uygulanmasını daha da acil hâle getirmekte olup sivil toplumun bu çağrı planının uygulanmasının geliştirilmesinde oynayacağı rol hayati önem taşımaktadır.
BM Genel Sekreteri; ifade ve fikir, örgütlenme veya toplanma özgürlüğü de dahil olmak üzere insan haklarını kullandıkları için hapiste bulunan insan hakları savunucularının, gazetecilerin ve aslında zorla kaybedilen veya özgürlüklerinden keyfi bir şekilde yoksun kılınan herkesin derhal serbest bırakılması için ısrarla çaba sarfetmelidir. Yüksek Komiser’in açıklamasında olduğu gibi “Hükümetler şimdi -her zamankinden daha fazla- siyasi mahpuslar ile sadece eleştirel veya muhalif görüşlerini açıkladıkları için tutuklananlar da dahil olmak üzere yeterli yasal temel olmaksızın tutuklanan herkesi serbest bırakmalıdır.”
BM Genel Sekreteri’nin “dünyanın dörtbir köşesinde derhal küresel bir ateşkes” sağlanmasına yönelik çağrısı, hâlihazırda dünya liderleri ve şahıslar nezdinde karşılık bulmuş durumda. Silahlı çatışmalara son verilmesi savunmasız toplumlara, savaş sırasında en büyük bedeli ödeyenlere gerekli tıbbi malzeme ve personelin sevki de dahil olmak üzere insani yardım ulaştırılmasını sağlayacaktır. Küresel bir ateşkes ayrıca hastanelerin ve tıp merkezlerinin yoğun bir şekilde COVID-19 hastalarıyla ilgilendiği bir dönemde tıbbi bakım gerektiren yaralanma sayısını da azaltacaktır. BM, Devletlerden kamu kaynaklarını silah ve savaştan çekip tıbbi ekipman üretimi, sağlık personeli ve COVID-19’dan kötü etkilenenlere ücret, kira, gıda ve sağlık yardımı yapmaya aktarmalarını talep etmelidir.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ile Komiserliğin uğraşlarını memnuniyetle karşılıyor, sahadaki ve merkezdeki birimlerine, başta alınan olağanüstü önlemlerin insan hakları ve özgürlüklerinin askıya alınmasıyla sonuçlandığı yerler olmak üzere, insan haklarının durumunu etkili bir şekilde belgelemek ve izlemek için güçlendirilmiş ve güvenli yöntemler oluşturmak amacıyla sivil toplumla eşgüdüme davet ediyoruz.
Bu kriz, Yüksek Komiserlik ile Konsey mekanizmalarının çok yönlü bir şekilde mücadele etmesini gerektiriyor. BM Özel Mekanizmalarının ise Devletlere net bir şekilde yol göstermek ve ihlallerine tavizsiz yanıt vermek üzere birlikte çalışmaya devam etmeleri gerekiyor. Özel mekanizmaların ayrıca önümüzdeki Konsey oturumlarında sunulacak raporlarında COVID-19’un etkilerini eşgüdümlü bir biçimde ele almaları gerekiyor.
Engelli bireyler, çocuklar, yaşlılar, azınlık toplulukları, yerli halklar, ülke içinde yerlerinden edilmişler, aşırı yoksulluktan etkilenen kişiler ve aşırı kalabalık ortamlarda yaşayanlar, düşük ücretliler, kayıtdışı sektörlerde çalışanlar, bakımevlerinde kalanlar, tutulan kişiler, evsizler, göçmenler ve mülteciler, uyuşturucu kullananlar, LGBT+ ve ikili cinsiyet sistemi dışı toplumsal cinsiyet farklılığına sahip kişiler gibi belli bazı gruplar, hem COVID-19’un etkilerine hem de hükümetlerin aldığı olağanüstü önlemlere karşı daha savunmasız, daha fazla risk altındadır ve bunları keskin bir şekilde yaşamaktadırlar. Örneğin alınan önlemler kadın ve kızların şiddete karşı savunmasızlıklarını artırmış, yoksulluğun feminizasyonunu ağırlaştırmış ve bakım sağlama rollerinde kadın ve kızların üzerine daha fazla baskı getirmiştir.
Yüksek Komiser ve 43 Özel Mekanizma tarafından marjinalleştirilmiş gruplar ve nüfuslarla ilgili yapılan çağrıdaki vurguyu memnuniyetle karşılıyor ve kendilerini bu bakımdan özgül etkiler ile gerekli eylemlere ışık tutarak rehberlik yapmayı ve öneriler sunmayı sürdürmeye davet ediyoruz. Bu hiç kimsenin arkada bırakılmamasını güvence altına almak için hayati önem taşımaktadır.
Bir taraftan pandemiyle güçlü bir şekilde mücadele etmek gerekirken diğer taraftan hükümetler baskıcı gözetim biçimlerini tahkim etmişler ve ifade özgürlüğü ile özel hayata saygı hakkına karşı ciddi tehdit teşkil eden izleme ve veri toplama yöntemlerine başvurmuşlardır. Devletler mevcut pandemiyi ve gelecekte ortaya çıkabilecek salgınları izlemek için büyük veri ile yapay zeka kullanmayı gündemlerine almışken, BM insan hakları mekanizmaları, krizi insan haklarını ihlal etme veya kitlesel gözetim sistemleri uygulamaya yönelik fırsata çevirmelerini engellemek için Devletlerin ve şirketlerin sorumluluklarını denetlemelidir.
İlgili BM insan hakları mekanizmalarını Devletlerin uluslararası yükümlülüklerine uygun davranıp davranmadıklarını izlerken yaptıkları değerlendirmelerde aşağıdaki hususları dahil etmeyi sürdürmeye davet ediyoruz:


  • Alınan önlemlerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun olup olmadığı (sınırlanamayan haklar bakımından da dahil olmak üzere);

  • Alınan önlemlerin yasal, mutlaka gerekli, makul ve orantılı, zamanla sınırlı ve denetime açık olup olmadığı;

  • Alınan önlemlerin halk sağlığını korumaya yönelik meşru bir amaç taşıyıp taşımadığı;

  • Halk sağlığını korumaya yönelik yegâne meşru amaca ulaşmada daha az kısıtlayıcı veya müdahale edici yolların bulunup bulunmadığı;

  • Alınan önlemlerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcı olup olmadığı;

  • Alınan önlemlerin ayrımcı veya orantısız bir şekilde özgürlükleri veya insan hakları savunucularının çalışmalarını sınırlandırıp sınırlandırmadığı;

  • Alınan önlemlerin bütün insanları kapsayıp kapsamadığı ve herkese ulaşılabilir ve anlaşılabilir bir biçimde iletilip iletilmediği ve

  • Alınan önlemlerin engelli bireyler de dahil olmak üzere belli bazı gruplar için hayati önemi haiz hizmetleri uygun ikame sağlamadan sekteye uğratmaktan kaçınıp kaçınmadığı.

Olağanüstü hâl ilan ederek hakları askıya alan önlemler uygulayan Devletleri, insan hakları antlaşmaları uyarınca uluslararası bildirim yükümlülüklerine eksiksiz bir şekilde uymaya davet ediyoruz. BM Antlaşma Organları ise uzaktan toplantı yapmayı ve bu süreçte STK’lara tam ve şeffaf erişim sağlamayı dikkate almalı; Yüksek Komiserlik de oturumların ertelendiği durumlarda değerlendirilmeyi bekleyen geçmiş tarihli iletimleri gözönüne alarak personel ve Komisyon üyelerinin zamanını bu iletimleri işleme almak ve değerlendirmek için kullanmayı değerlendirmeli; Komiteler ülke değerlendirmelerinin ertelenmesi hâlinde durumun daha acil olduğu ülkelere öncelik vermeli; başta Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Komitesi, Engelli Hakları Komitesi olmak üzere acil eylem prosedürleri olan Komiteler özellikle engellilerin orantısız savunmasızlığı ve süregiden ırk ayrımcılığı vakaları ışığında bu prosedürleri ilgili durumlarda harekete geçirmelidir.


Konsey mümkün olduğunda COVID-19’un insan hakları üzerindeki etkileriyle ilgili özel bir oturum yapmalıdır. Konsey, Devletlerin krizle mücadelesinde insan haklarını temel almaları gerektiğini bir kez daha teyit etmeli, yol göstermeli ve şu mesajı göndermelidir: Bu işlerin her zamanki gibi olduğu bir zaman değildir, ağır ve sistematik ihlaller ile insan haklarını engellemek için mevcut krizi suiistimal etmeye karşı sıfır hoşgörü politikası uygulanmalıdır. Devletler COVID-19 bağlamında insan haklarını ve nüfuslarının refahını korumak için önlemler alabilirler ve elbette almalıdırlar. Aynı zamanda, on altı Özel Mekanizma uzmanının da vurguladığı gibi “COVID-19 salgını nedeniyle ilan edilen olağanüstü haller (…) sağlığı koruma kisvesi altında baskıcı girişimler için bir kılıf olarak kullanılmamalıdır.” Bunun sivil toplum alanını daraltmaya yönelik önlemler zeminiyle karşılaştığından ve geçmişte yaşanan krizlerin de gösterdiği gibi olağanüstü önlemlerin insan hakları üzerinde uzun vadeli kısıtlamalara yol açabileceğinden kaygı duyuyoruz.

Katalog: wp-content -> uploads
uploads -> Helen Mirren, 2007
uploads -> Cannes 2015 en iYİ YÖnetmen öDÜLÜ sahiBİ tayvan’IN en iYİ yabanci film oscar adayi the assassin – suikastçI
uploads -> Locke vizyon Tarihi: 13 Haziran 2014 Yönetmen: Steven Knight Oyuncular: Tom Hardy, Olivia Colman, Ruth Wilson Yapımcı: Paul Webster, Guy Heeley Senaryo: Steven
uploads -> Her kiz çocuğu bu öYKÜYÜ Bİlmeli, her erkek çocuğu bu öYKÜYÜ kalbine kazimali
uploads -> Toplumsal ciNSİyet temelli yasalar, SÖzleşmeler, YÖnetmelikler (kasim 2019) İhd merkezi kadin komisyonu
uploads -> T. C. BİLeciK Şeyh edebali ÜNİversitesi MÜhendiSLİk faküLtesi BİLGİsayar mühendiSLİĞİ BÖLÜMÜ
uploads -> Eed tesislerinin Hava ve Su Emisyonlarının İzlenmesine İlişkin oam referans Raporu Endüstriyel Emisyonlar Direktifi 2010/75/eu

Indir 31.37 Kb.

Arkadaşlarınla ​​paylaş:
  1   2   3




Veritabanı telif hakkı ile korunan ©dosyalar.org 2022
mesaj gönder

    Ana sayfa